Ne kadar kötüyüz?
Ne kadar iyiyiz?
Beynimde deli sorular...
Manchester, Suriye, Yemen, vs vs vs...
Açlık grevleri, evladının kemikleri için direnen baba,
imzalanan silah protokolları. Diğer yanda evlenenler, mezun olanlar, küçük
küçük “iyilik”ler yapanlar, evine kimsesiz çocukları alıp bakanlar.
Isis, Trump, Tayyip, vs vs vs...
Nasıl bu dünya diye dövünenler, distopikler, ütopikler.
Direnenler, direnmeyenler, bu yüzden birbirini yiyenler...
Sevgi içimizdeler, nefret içimizdeler...
Ahanda hepimiz aynı yerküreyi paylaşmıyor muyuz? Bir süre
geçirip bu dünyada, göçüp gitmiyor muyuz?
Çok saçma geliyor çok şey böyle dünya beni tuttuğunda. Ne
yapmak istiyorum biliyor musunuz? Sonuna kadar sesini açıp müziğin, deli deli
dansetmek istiyorum.
Herkesin daha akıllı olduğunu iddia ettiği, güya daha iyi
eğitilebildiği, daha çok şey bildiği, hatta her şeyin en iyisini bildiği
iddiasında olduğu günümüz dünyasında şunu haykırmak istiyorum:
“Huuu! Sizi üzmek istemem ama bir bok bildiğimiz yok! Bunu
kabul edin, rahatlayın...Çok bilseydik, doğru bilseydik, dünya bu halde
olmazdı! Bir durun be!
Çifte standartlarınız da cehenneme! Hepimizinki cehenneme!
Akıllı, eğitimli, çok bilmiş olmayı bırakın kenara... Sadece kendiniz
olun...Sizi ve beni kendimizi bilmezler sürüsü! Bir susun/ susayım da dünyayı
dinleyin/yeyim...Neden inliyor, bir dinleyelim!!! Nereleri kanıyor? Ve biz
hangi yaralara tuz basıyoruz el birliğiyle.
Trump kötü de, sen peygambersin mübarek! Isis canavar, peki.. Kim yarattı lan o canavarı? Onlar da ana kuzusuydu zamanında. Kim patlatmak ister kendisini? Peki Tayyip'ten nefret ederken , kendindeki nefreti farketmeyi denemiyorsun hiç , değil mi? Zira o göt istiyor işte, içindeki nefret kusan canavarı da görebilmek...Senden nefret edenlere, aynı şiddette nefret hissettiğinde hiç ürkmüyorsun değil mi? Onun nefreti seni korkuturken, kendi nefretini öpüp okşayıp, baş tacı yapıp salıyorsun sosyal medyaya, korkusuzca...
Maçlarla, dizilerle, sosyal medyayla uyuştur varlığını hâlâ. Ki katkın çoğalsın bu korumaya özen gösterdiğin sisteme. Onun istediği şekilde kızmaya, sevmeye, yaşamaya, ölmeye decam et...”
İşte herkes bağırışırken, ben de aradan bağırayım
diyorum...Neyim eksik...
Zaten elden gelen az...Gerçekten “bir şey” yapanlardan
değilim ben de zira...Zamanında epey kendimi kandırmışlardanım...
Bundardır ki, dünya çoştuğunda, ben duruyorum. Açıyorum
müziği, dalgalar durana kadar dansediyorum.
Akıllılık iddiasından kurtuldum...
Deliliğime şükrediyorum...
Bu daha bir şey değil.. Daha da delirmeye niyetim var...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder